17 Mart, 2006

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ..........

Hattat TANER &PINAR ERDEM çalışmas.ellerine yüreklerine sağlık..
(mailime gelen bir yazıdır)
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ........
.içiniz kalkarak izliyeceğinz şu adresi tıklayın.lütfen..
Hiç olmazsa bu günden sonra dahada sıkı sarılarak sahip çıkalım.ülkemize..

4 yorum:

Arzu dedi ki...

Evet Çanakkale geçilmez, onu kimse geçemedi ve bundan sonrada kimse geçemez. Bunu zaten tüm dünya biliyor. Cok güzeldi gerçekten. Çanakkaelli olarak gurur duyuyorum. Benim dedemde gaziydi 8 sene cephede savaştı. Öyle şeyler anlatırdıki kulaklarımıza inanamazdık. Bence bunları bilerek yaşamak çok güzel.

akçahan dedi ki...

Çok teşekkürler Nagehan. Çocuklarımıza bu değerlerimizi çok iyi öğretmeliyiz. Japonlar bu konuda çok takdire şayan bir eğitim veriyorlar. Her öğrenci, atom bombasını, ülkesinin geri kalması halinde de yeni bombaların gelebileceği idrakiyle yetişiyor. Biz de dün birilerinin babasının, dedesinin ne işi olup ta geldi ise, bugünde ilerleyemez isek; yine birilerinin buna cesaret edebileceğini, daima çalışmamız gerektiğini aşılamalyız. Sevgiyle ve hoşçakal.

gülten bektaş dedi ki...

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı. Annem, "Geç oldu," dedi, "zaten yorgunum, ben yatıyorum."
Kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı. Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.
Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi. Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.
Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı. Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu. Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı. Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.
Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı, arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu.
Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı. Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü. Tırnaklarına baktı, törpüledi.
İçeriden "sen yatmaya gitmemiş miydin" diye seslenen babama "şimdi gidiyorum" deyip köpeğin su kabını doldurdu. Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı, gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.
Bana geldi, "haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın," dedi.
Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi.


İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir "ben yatıyorum" dedi ve gitti yattı.
Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak ediyor musunuz?

Çünkü onların yapısı uzun çekişli…..

Hanımlar; şimdi bu yazıyı istediğiniz kişilere yollayın.
Sonra da artık yatın J

Adsız dedi ki...

merhaba iremsu teşekkür eder sagılarımla.

Related Posts with Thumbnails
Related Posts with Thumbnails